Kalp krizi ve inme çoğu zaman “aniden” ortaya çıkmış gibi görünür. Oysa damar duvarındaki değişiklikler, tansiyon yüksekliği, aterojenik kolesterol parçacıklarına maruziyet, sigara, diyabet ve böbrek hastalığı gibi riskler yıllar boyunca birikir. Bu birikimin tamamını kusursuz biçimde görmek mümkün değildir; fakat gelecekteki kalp-damar olayı olasılığını bilimsel yöntemlerle tahmin etmek mümkündür.

Doğru değerlendirme tek bir kan değerine veya teste dayanmaz. Önce yaş, tansiyon, sigara ve kolesterol gibi temel verilerle genel risk hesaplanır. Daha sonra aile öyküsü, ApoB, lipoprotein(a), böbrek işlevi ve metabolik durum gibi bilgiler eklenir. Kararın hâlâ belirsiz kaldığı seçilmiş kişilerde koroner arter kalsiyum skoru gibi görüntülemeler, damarda oluşmuş hastalık yükünü daha doğrudan gösterebilir.

Kısaca

  • Kalp-damar hastalığı riski hesaplanabilir; ancak kesin olarak öngörülemez. Sonuç, belirli bir süre içinde olay yaşama olasılığını gösterir.

  • Avrupa’da SCORE2 ve SCORE2-OP temel araçlardır. Kalp krizi, iskemik inme veya kardiyovasküler ölümün 10 yıllık olasılığını tahmin eder; Türkiye yüksek riskli bölge için kalibre edilir.

  • Normal LDL kolesterol bütün riski dışlamaz. ApoB, non-HDL kolesterol, lipoprotein(a), tansiyon, sigara, diyabet, böbrek işlevi ve aile öyküsü birlikte önemlidir.

  • Koroner kalsiyum skoru herkese gereken bir tarama testi değildir. Özellikle tedavi kararının belirsiz kaldığı, belirtisi olmayan seçilmiş kişilerde riski yeniden sınıflandırabilir.

  • En değerli sonuç bir yüzde değil, eylem planıdır. Risk değerlendirmesi; hangi faktörün değiştirileceğini, ne kadar yoğun müdahale gerektiğini ve takibin nasıl yapılacağını göstermelidir.

Kalp-Damar Hastalığı Riski Önceden Hesaplanabilir mi? Bilimsel Risk Değerlendirme Rehberi

Kalp-damar hastalığı riski ne demektir?

Kardiyovasküler risk, belirli bir zaman aralığında kalp veya damar hastalığına bağlı bir olay yaşama olasılığıdır. Kullanılan modele göre sonlanım noktaları değişebilir. Avrupa’da yaygın kullanılan SCORE2; ilk kez gelişecek ölümcül veya ölümcül olmayan kalp krizi, iskemik inme ve kardiyovasküler ölümü birlikte değerlendirir.

Örneğin 10 yıllık riskin yüzde 8 hesaplanması, aynı özelliklere sahip 100 kişiden yaklaşık 8’inin önümüzdeki 10 yılda modelin kapsadığı olaylardan birini yaşayabileceği anlamına gelir. Bu, o kişinin kesinlikle olay yaşayacağı veya yaşamayacağı anlamına gelmez.

Risk hesabı ile tanı birbirinden farklıdır:

  • Risk hesabı, gelecekte hastalık gelişme olasılığını tahmin eder.

  • Tanısal test, bugün var olan bir hastalığı araştırır.

  • Prognoz değerlendirmesi, bilinen hastalığı olan kişide gelecekteki olay olasılığını öngörür.

Bu ayrım önemlidir. Göğüs ağrısı olan bir kişide risk hesaplayıcısı kullanıp beklemek doğru değildir; mevcut koroner hastalık açısından tanısal değerlendirme gerekir.

Risk hesapları bütün kalp hastalıklarını kapsar mı?

Hayır. SCORE2 ağırlıklı olarak aterosklerotik olayları tahmin eder. Kalp yetersizliği, atriyal fibrilasyon, kalp kapağı hastalıkları, kalp kası hastalıkları ve kalıtsal ritim bozuklukları aynı modelle güvenilir biçimde hesaplanamaz. Bu hastalıkların aile öyküsü, belirtileri, muayene bulguları ve gerektiğinde EKG, ekokardiyografi veya başka özel testleri farklıdır.

Bu nedenle “kalp-damar riskim düşük” sonucu, bütün kalp hastalıklarına karşı düşük risk anlamına gelmez.

Kalp krizi riski gerçekten önceden tahmin edilebilir mi?

Evet, toplum verilerinden geliştirilen ve farklı gruplarda doğrulanan modeller bireysel olasılığı tahmin edebilir. Ancak hiçbir model geleceği kesin olarak söylemez. Bunun birkaç nedeni vardır:

  • Risk faktörleri zaman içinde değişir.

  • Bazı bilgiler modele hiç girmez.

  • Aynı değerler farklı kişilerde farklı biyolojik etki oluşturabilir.

  • Kalp krizi yalnız uzun süredir daralan damardan değil, daha önce ciddi darlık oluşturmamış bir plağın yırtılmasından da gelişebilir.

  • Her model geliştirildiği ve kalibre edildiği topluma bağlıdır.

Bu nedenle risk yüzdesi “kader” değil, karar desteğidir. Asıl amacı; yaşam tarzı, tansiyon ve kolesterol tedavisinden kimin daha fazla yarar görebileceğini belirlemektir.

SCORE2 nedir ve neyi hesaplar?

SCORE2, Avrupa’da daha önce kalp-damar hastalığı bulunmayan 40–69 yaş arasındaki kişilerde ilk ölümcül veya ölümcül olmayan kardiyovasküler olayın 10 yıllık olasılığını hesaplamak için geliştirilmiştir.

Temel girdileri şunlardır:

  • Yaş

  • Cinsiyet

  • Sigara kullanımı

  • Sistolik kan basıncı

  • Total kolesterol

  • HDL kolesterol

Model, total kolesterolden HDL kolesterol çıkarılarak elde edilen non-HDL kolesterolü kullanır. Non-HDL kolesterol; LDL yanında VLDL, IDL ve kalıntı parçacıklar gibi diğer aterojenik lipoproteinlerin taşıdığı kolesterolü de kapsar.

SCORE2 yalnız ölüm riskini değil, ölümcül olmayan kalp krizi ve inmeyi de hesaba katar. Avrupa ülkeleri düşük, orta, yüksek ve çok yüksek risk bölgelerine ayrılarak modelin yerel hastalık sıklığına uyum sağlaması amaçlanmıştır. Türkiye, SCORE2 değerlendirmesinde yüksek riskli ülke grubu içinde yer alır. Bu nedenle başka bir ülkenin risk tablosunu kullanmak aynı kişide farklı sonuç verebilir.

SCORE2-OP nedir?

SCORE2-OP, 70 yaş ve üzerindeki kişiler için geliştirilmiş “Older Persons” modelidir. İleri yaşta kalp-damar olasılığı artarken kalp dışı nedenlere bağlı ölüm olasılığı da yükselir. SCORE2-OP bu yarışan riskleri dikkate alacak biçimde tasarlanmıştır.

İleri yaştaki bir kişinin hesaplanan riski yüksek olabilir; ancak tedavi kararı yalnız yüzdeye göre verilmemelidir. Kırılganlık, yaşam beklentisi, böbrek işlevi, çoklu ilaç kullanımı, ilaç toleransı ve kişinin tercihleri birlikte değerlendirilmelidir.

Diyabeti olanlarda kalp-damar riski nasıl hesaplanır?

Tip 2 diyabeti olan kişilerde standart SCORE2 yerine bu gruba özgü SCORE2-Diabetes kullanılabilir. Bu model temel risk faktörlerine ek olarak:

  • Diyabetin tanı yaşını,

  • HbA1c düzeyini,

  • Tahmini glomerüler filtrasyon hızını, yani eGFR’yi kullanır.

Diyabet süresi, glisemik kontrol ve böbrek etkilenmesi aynı yaş ve kolesterol değerlerine sahip iki kişide riski belirgin biçimde değiştirebilir. Albuminüri, retinopati, nöropati veya ileri böbrek hastalığı gibi hedef organ hasarı bulunan kişiler, basit bir risk yüzdesinden bağımsız olarak daha yüksek risk grubunda kabul edilebilir.

Herkes için risk hesaplayıcısı kullanılır mı?

Hayır. Risk hesaplayıcıları en çok, bilinen aterosklerotik kalp-damar hastalığı olmayan ve koruyucu tedavinin yoğunluğu konusunda karar verilmesi gereken kişilerde yararlıdır.

Aşağıdaki durumlarda kişi zaten yüksek veya çok yüksek riskli olabilir ve standart hesaplama tedaviyi geciktirmemelidir:

  • Daha önce kalp krizi, inme veya geçici iskemik atak geçirmiş olmak

  • Koroner stent, bypass veya başka bir damar girişimi öyküsü

  • Periferik arter hastalığı

  • Görüntülemeyle belirgin aterosklerotik plak saptanması

  • Ailesel hiperkolesterolemi

  • LDL kolesterolün çok yüksek olması

  • İleri kronik böbrek hastalığı

  • Diyabete eşlik eden hedef organ hasarı

  • Çok yüksek kan basıncı

Bu kişilerde soru “risk var mı?” değil, mevcut riskin ne kadar yoğun azaltılması gerektiğidir.

SCORE2 ve SCORE2-OP, lipit düşürücü tedavi kullanmayan topluluklardan geliştirilmiştir. Statin veya başka bir kolesterol düşürücü tedavi başladıktan sonra elde edilen değerleri hesaplayıcıya girerek “risk yeniden hesaplamak”, tedavi öncesindeki gerçek riski olduğundan düşük gösterebilir. Tedavi yanıtı, başlangıç riski ve ulaşılan lipid düzeyleri üzerinden değerlendirilmelidir.

Kalp-damar riski hesaplanırken hangi bilgiler önemlidir?

İyi bir değerlendirme üç katmanda yapılabilir.

1. Temel risk faktörleri

  • Yaş ve cinsiyet

  • Doğru ölçülmüş kan basıncı

  • Sigara ve diğer tütün ürünleri

  • Total, LDL, HDL ve non-HDL kolesterol

  • Diyabet durumu

  • Böbrek işlevleri

2. Risk değiştiriciler

  • Erken yaşta kalp-damar hastalığı bulunan birinci derece akrabalar

  • Lipoprotein(a)

  • ApoB

  • Obezite ve özellikle abdominal yağlanma

  • Fiziksel hareketsizlik ve düşük kardiyorespiratuvar kapasite

  • Kronik inflamatuvar hastalıklar

  • Erken menopoz, preeklampsi veya gebelik diyabeti öyküsü

  • Psikososyal stres, depresyon ve sosyal koşullar

  • Uyku apnesi

3. Seçilmiş görüntüleme ve ek testler

  • Koroner arter kalsiyum skoru

  • Karotis veya femoral arterlerde plak değerlendirmesi

  • Klinik gerekçeyle koroner BT anjiyografi

  • Böbrek hasarı için idrar albümin/kreatinin oranı

Her kişiye üçüncü katmandaki testlerin tamamını yapmak doğru değildir. Ek test ancak sonucu koruyucu yaklaşımı değiştirecekse anlamlıdır.

Tansiyon kalp-damar riskini nasıl etkiler?

Kan basıncı riski sürekli biçimde etkiler; “sınırı geçince başlayan” bir zarar değildir. Üstelik tek bir muayene ölçümü gerçek ortalamayı yansıtmayabilir. Konuşmak, ağrı, stres, kafein, dolu mesane, yanlış manşon ve dinlenmeden ölçüm sonucu değiştirebilir.

Risk hesabında mümkünse şu yaklaşım kullanılmalıdır:

  • Doğru boyutta kol manşonu

  • Ölçüm öncesinde en az birkaç dakika dinlenme

  • Sırt ve kolun desteklenmesi

  • Ayakların yere basması

  • Farklı günlerde tekrarlanan ölçümler

  • Gerektiğinde ev ölçümü veya 24 saatlik tansiyon holteri

Evde veya ambulatuvar ölçüm, beyaz önlük hipertansiyonunu ve muayenede normal göründüğü halde günlük yaşamda yüksek seyreden maskeli hipertansiyonu ortaya çıkarabilir. Hatalı bir tansiyon girdisi bütün risk hesabını yanıltabilir.

Kolesterol normalken kalp-damar riski yüksek olabilir mi?

Evet. “Kolesterolüm normal” ifadesi çoğu zaman yalnız total kolesterol veya LDL sonucuna dayanır. Oysa risk, kanda taşınan kolesterol miktarı kadar bu kolesterolü taşıyan aterojenik parçacıkların sayısı ve yaşam boyu maruziyet süresiyle de ilişkilidir.

Risk normal görünen LDL’ye rağmen şu nedenlerle yüksek olabilir:

  • Lipoprotein(a) yüksekliği

  • Çok sayıda küçük ve kolesterol içeriği görece düşük aterojenik parçacık

  • Hipertansiyon

  • Sigara

  • Diyabet veya insülin direnci

  • Kronik böbrek hastalığı

  • Güçlü aile öyküsü

  • Görüntülemede aterosklerotik plak

Tersine, tek başına hafif yüksek LDL de kişinin bütün riskini anlatmaz. Tedavi kararı LDL düzeyi ile toplam riskin birlikte yorumlanmasına dayanır.

ApoB nedir ve neden bakılır?

Apolipoprotein B, aterojenik lipoprotein parçacıklarının yüzeyinde bulunan temel proteindir. LDL, IDL, VLDL kalıntıları ve lipoprotein(a) parçacıklarının her birinde bir ApoB molekülü bulunduğundan, ApoB ölçümü dolaşımdaki aterojenik parçacık sayısı hakkında bilgi verir.

LDL kolesterol, bu parçacıkların taşıdığı kolesterol miktarını; ApoB ise yaklaşık olarak parçacık sayısını yansıtır. İki değer her zaman aynı yönde olmayabilir. Bu uyumsuzluk özellikle şu durumlarda görülebilir:

  • Yüksek trigliserid

  • İnsülin direnci ve tip 2 diyabet

  • Abdominal obezite

  • Metabolik sendrom

  • LDL düşürücü tedavi sırasında çok düşük LDL düzeyleri

Bu gruplarda LDL makul görünürken ApoB yüksek kalabilir. ApoB herkese zorunlu bir test değildir; ancak artık yalnız araştırma amaçlı bir belirteç de değildir ve seçilmiş kişilerde riskin ve tedavi yanıtının daha doğru anlaşılmasına yardımcı olabilir.

Lipoprotein(a) veya Lp(a) nedir?

Lipoprotein(a), büyük ölçüde genetik olarak belirlenen aterojenik bir lipoproteindir. Yüksekliği aterosklerotik kalp-damar hastalığı ve aort darlığı riskini artırabilir. Beslenme ve egzersizin Lp(a) üzerindeki etkisi genellikle sınırlıdır; bu, yaşam tarzının faydasız olduğu anlamına gelmez. Yüksek Lp(a) saptandığında değiştirilebilir diğer risklerin daha erken ve daha yoğun yönetilmesi önem kazanır.

Avrupa Ateroskleroz Derneği erişkinlerde Lp(a)’nın en az bir kez ölçülmesini önerir. Düzey çoğunlukla yaşam boyunca büyük ölçüde sabit kaldığı için akut hastalık, böbrek veya karaciğer hastalığı gibi özel durumlar dışında sık tekrar gerekmez.

Sonuç değerlendirilirken birime dikkat edilmelidir:

  • mg/dL ve nmol/L aynı şeyi ölçmez.

  • Bu birimler arasında herkese uygulanabilecek kesin bir dönüşüm katsayısı yoktur.

  • Değer tek başına değil, kişinin toplam riskiyle birlikte yorumlanmalıdır.

Lp(a) yüksekliği “kesin kalp krizi olacak” anlamına gelmez; gözden kaçabilecek kalıtsal bir risk katmanını gösterir.

hs-CRP kalp-damar riskini gösterir mi?

Yüksek duyarlılıklı CRP, düşük düzeyli sistemik inflamasyon hakkında bilgi verebilir ve bazı kişilerde risk değiştirici olarak kullanılabilir. Ancak özgül değildir. Enfeksiyon, romatizmal hastalık, travma, yoğun egzersiz ve birçok başka durum sonucu yükseltebilir.

Bu nedenle hs-CRP:

  • Akut hastalık sırasında yorumlanmamalı,

  • Gerekirse klinik olarak stabil dönemde tekrarlanmalı,

  • Tek başına damar hastalığı tanısı gibi kullanılmamalıdır.

Rutin olarak herkeste geniş inflamasyon panelleri istemek, standart risk faktörlerini ölçmenin yerini tutmaz.

Koroner kalsiyum skoru nedir?

Koroner arter kalsiyum skoru veya CAC, kontrast madde kullanılmadan yapılan düşük doz kalp BT’siyle koroner damar duvarındaki kalsifiye plağın miktarını ölçer. Sonuç genellikle Agatston skoru olarak raporlanır.

CAC, risk faktörlerinden yola çıkarak olasılık hesaplamak yerine, koroner damarda oluşmuş kalsifiye ateroskleroz yükünü gösterir. Bu nedenle özellikle orta veya belirsiz riskte olup statin gibi koruyucu tedavilerin başlanması konusunda karar verilemeyen, belirtisiz bazı kişilerde yararlı olabilir.

Genel yorum şöyledir:

  • CAC 0: Ölçülebilir kalsifiye plak yoktur.

  • CAC 1–99: Kalsifiye koroner plak vardır; yaş ve yüzdelik dilimle birlikte değerlendirilir.

  • CAC 100 ve üzeri: Aterosklerotik yük daha belirgindir ve çoğu yaklaşımda koruyucu tedavi lehine güçlü bilgi sağlar.

  • CAC 300’ün üzeri: Güncel Avrupa sınıflamasında belirgin görüntüleme bulgusu olarak çok yüksek riskle uyumlu kabul edilebilir.

Bu eşikler otomatik reçete değildir. Yaş, belirtiler, aile öyküsü ve diğer riskler birlikte değerlendirilmelidir.

Kalsiyum skorunun sıfır olması kalp krizi riskini sıfırlar mı?

Hayır. CAC 0 genellikle kısa ve orta vadede daha düşük riskle ilişkilidir; ancak riskin sıfır olduğu anlamına gelmez. Test kalsifiye plağı gösterir, kalsifiye olmamış yumuşak plağı doğrudan ölçmez.

Sıfır skor özellikle şu durumlarda tedaviyi ertelemek için tek başına yeterli olmayabilir:

  • Sigara kullanımı

  • Diyabet

  • Güçlü erken aile öyküsü

  • Ailesel hiperkolesterolemi veya çok yüksek LDL

  • Çok yüksek Lp(a)

  • Genç yaşta uzun süreli risk faktörü maruziyeti

  • Göğüs ağrısı veya başka kardiyak belirtiler

Belirtisi olan bir kişide CAC testi, koroner darlığı dışlamak için tasarlanmış bir yöntem değildir.

Karotis ultrasonu kalp krizi riskini gösterir mi?

Karotis ultrasonu boyun damarlarındaki plak ve darlığı gösterebilir. Belirgin plak bulunması sistemik ateroskleroz açısından önemlidir ve riski yukarı taşıyabilir. Ancak rutin olarak her sağlıklı kişide yalnız karotis intima-media kalınlığı ölçmek, güncel risk değerlendirmesinin standart bir parçası değildir.

Plak değerlendirmesi ile yalnız damar duvarı kalınlığı ölçümü aynı şey değildir. Testin yararı; kişinin başlangıç riskine, görüntü kalitesine ve bulgunun tedaviyi değiştirip değiştirmeyeceğine bağlıdır.

Koroner BT anjiyografi tarama amacıyla yapılır mı?

Koroner BT anjiyografi damar lümenini, kalsifiye ve kalsifiye olmayan plakları gösterebilir. Fakat kontrast madde ve daha ayrıntılı radyasyon protokolü gerektirir. Belirti olmayan herkese “damarlar temiz mi?” amacıyla rutin yapılması doğru değildir.

Göğüs ağrısı veya koroner hastalık şüphesi bulunan kişide klinik olasılığa göre tanısal amaçla kullanılabilir. Bu durumda artık genel risk hesaplamasından değil, mevcut hastalığın araştırılmasından söz edilir.

EKG, ekokardiyografi ve efor testi riski hesaplar mı?

Bu testler değerlidir; ancak farklı sorulara yanıt verir:

  • EKG: Kalbin elektriksel aktivitesi, ritim ve bazı geçirilmiş hasar bulguları

  • Ekokardiyografi: Kalp kası, kapaklar, odacıklar ve pompa işlevi

  • Efor testi: Egzersiz sırasında ritim, belirtiler ve seçilmiş kişilerde iskemi olasılığı

Normal EKG veya ekokardiyografi, koroner damar duvarında plak olmadığını göstermez. Belirtisi olmayan, düşük riskli bir kişide rutin efor testi yanlış pozitif sonuçlara ve gereksiz ileri işlemlere yol açabilir.

Akıllı saatler ritim, nabız, aktivite ve bazı cihazlarda tek derivasyonlu EKG hakkında yararlı veri sağlayabilir; fakat aterosklerotik kalp krizi riskini tek başına hesaplayamaz ve tıbbi değerlendirmenin yerini tutmaz.

Ailede kalp hastalığı varsa risk ne kadar artar?

Birinci derece akrabalarda erken yaşta aterosklerotik kalp-damar hastalığı bulunması önemli bir risk değiştiricidir. Genellikle erkek akrabada 55, kadın akrabada 65 yaşından önce gelişen olay “erken” kabul edilir.

Aile öyküsü yalnız genetiği göstermez. Ev içi beslenme, sigara, aktivite, stres ve metabolik özellikler de paylaşılabilir. Güçlü aile öyküsünde şu noktalar özellikle araştırılabilir:

  • LDL kolesterol ve ailesel hiperkolesterolemi bulguları

  • Lipoprotein(a)

  • Erken hipertansiyon veya diyabet

  • Ailede olayın gerçek yaşı ve türü

  • Gerektiğinde seçilmiş görüntüleme

“Ailemde var, kaçınılmaz” düşüncesi de “ailemde yok, bende olmaz” düşüncesi de doğru değildir.

Kadınlarda kalp-damar riskini artıran özel durumlar nelerdir?

Standart hesaplayıcılar kadınlara özgü bütün yaşam öyküsünü içermez. Aşağıdaki durumlar gelecekteki değerlendirmede dikkate alınmalıdır:

  • Preeklampsi ve gebelik hipertansiyonu

  • Gebelik diyabeti

  • Erken menopoz

  • Polikistik over sendromuyla birlikte metabolik risk

  • Otoimmün ve kronik inflamatuvar hastalıklar

  • Meme kanseri tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar veya göğüs bölgesine radyoterapi

Genç ve orta yaşlı kadınlarda 10 yıllık risk yaş nedeniyle düşük görünebilir. Bu durum yaşam boyu maruziyetin önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Genç yaşta risk skoru neden düşük çıkabilir?

Yaş, kısa vadeli risk hesaplarının en güçlü değişkenlerinden biridir. Sigara içen, tansiyonu ve kolesterolü yüksek 40 yaşındaki bir kişinin 10 yıllık mutlak riski yine de ileri yaştaki bir kişiden düşük görünebilir. Ancak aynı risk faktörlerine onlarca yıl maruz kalmak yaşam boyu riski belirgin artırabilir.

Bu nedenle genç erişkinlerde şu kavramlar daha açıklayıcı olabilir:

  • Yaşam boyu risk

  • Sağlıklı bir yaşıtla karşılaştırılan göreceli risk

  • Risk yaşı veya kalp yaşı

  • LDL ve tansiyonun yıllar içindeki toplam maruziyeti

  • Tedaviyle kazanılabilecek hastalıksız yaşam süresi

“10 yıllık riskim düşük” sonucu, risk faktörlerini yıllarca izlememek için gerekçe değildir.

Genetik testlerle kalp krizi riski hesaplanabilir mi?

Tek gen hastalıklarında genetik test klinik olarak değerlidir. Ailesel hiperkolesterolemi, bazı kardiyomiyopatiler ve kalıtsal ritim bozuklukları buna örnektir. Ancak bunlar aynı hastalık grubu değildir ve farklı değerlendirme gerektirir.

Yüzlerce veya binlerce genetik varyantı birleştiren poligenik risk skorları, koroner hastalık eğilimi hakkında ek bilgi verebilir. Buna karşın:

  • Farklı kökenlerde aynı doğrulukla çalışmayabilir,

  • Kullanılan panel ve hesaplama yöntemi değişebilir,

  • Sonucun tedaviyi ne ölçüde değiştireceği her zaman açık değildir,

  • Standart risk faktörlerini ve aile öyküsünü geçersiz kılmaz.

Bu nedenle poligenik risk testleri bugün için genel toplumda rutin kalp-damar taramasının temel yöntemi değildir.

Kalp-damar risk değerlendirmesi ne sıklıkla yapılmalıdır?

Tek bir sabit aralık herkese uygun değildir. Risk düşük ve değerler stabilse birkaç yıllık aralık yeterli olabilir. Aşağıdaki durumlarda daha erken değerlendirme gerekir:

  • Yeni hipertansiyon, prediyabet veya diyabet gelişmesi

  • Sigara kullanımına başlama veya bırakma

  • Belirgin kilo değişimi

  • Böbrek işlevinde azalma

  • Menopoz geçişi ve yeni metabolik riskler

  • Ailede erken bir kalp-damar olayı ortaya çıkması

  • Kolesterol veya tansiyon tedavisinin başlanması ya da değiştirilmesi

  • Yeni klinik belirti

Risk skoru her kontrolde mekanik olarak hesaplanmak yerine, değişiklik tedavi veya takip kararını etkilediğinde güncellenmelidir.

Hangi belirtilerde risk hesabı beklenmemelidir?

Aşağıdaki belirtiler yeni veya açıklanamıyorsa uzun vadeli risk hesabından önce akut ya da mevcut hastalık açısından değerlendirme gerekir:

  • Göğüste baskı, sıkışma veya yanma

  • Eforla gelen göğüs, kol, çene, sırt veya üst karın rahatsızlığı

  • Ani nefes darlığı

  • Soğuk terleme, bulantı ve belirgin halsizlikle birlikte göğüs yakınması

  • Ani konuşma bozukluğu, yüzde kayma veya tek taraflı güçsüzlük

  • Bayılma

  • Yeni başlayan belirgin çarpıntı ve baş dönmesi

Özellikle devam eden göğüs ağrısı veya inme bulguları acil değerlendirme gerektirir. İnternetteki bir risk hesaplayıcısının düşük sonuç vermesi bu belirtileri güvenli hale getirmez.

Kişiye özel kalp-damar risk değerlendirmesi nasıl yapılır?

Pratik bir yol haritası şu şekilde kurulabilir:

1. Veriyi doğru toplayın

Kan basıncı uygun teknikle ölçülür; sigara kullanımı, ilaçlar, aile öyküsü ve önceki hastalıklar netleştirilir. Total, HDL, LDL ve trigliserid yanında glukoz/HbA1c ile böbrek işlevleri değerlendirilir.

2. Uygun modeli seçin

Bilinen hastalığı olmayan erişkinde yaşa ve duruma göre SCORE2, SCORE2-OP veya SCORE2-Diabetes kullanılabilir. Türkiye için doğru bölgesel kalibrasyon seçilir.

3. Modelde olmayan riskleri ekleyin

ApoB, Lp(a), aile öyküsü, albuminüri, inflamatuvar hastalıklar, gebelik öyküsü, erken menopoz, uyku apnesi ve yaşam tarzı hesaba katılır.

4. Belirsizlik varsa hedefli test seçin

Koroner kalsiyum skoru veya uygun damar görüntülemesi, ancak sonuç tedavi kararını değiştirecekse düşünülür. Herkese aynı görüntüleme paketi uygulanmaz.

5. Sonucu müdahaleye çevirin

Hedef; yalnız “orta risk” etiketi koymak değil, kişinin hangi risk faktöründen ne kadar kazanım sağlayabileceğini belirlemektir.

Kalp-damar riski azaltılabilir mi?

Çoğu kişide evet. Genetik, yaş ve geçmiş maruziyet değiştirilemez; ancak toplam riskin önemli bir bölümü değiştirilebilir faktörlerden oluşur:

  • Sigaranın bırakılması

  • Kan basıncının doğru hedefe indirilmesi

  • LDL, non-HDL ve gerektiğinde ApoB’nin kişisel riske uygun düzeyde azaltılması

  • Diyabet ve prediyabetin yönetimi

  • Düzenli aerobik aktivite ve direnç egzersizi

  • Kardiyorespiratuvar kapasitenin geliştirilmesi

  • Akdeniz tipi beslenme

  • Sağlıklı vücut kompozisyonu ve bel çevresi

  • Uyku apnesinin tanınması ve tedavisi

  • Böbrek hastalığı ve kronik inflamasyonun yönetimi

  • İlaç tedavisine uyum

Koruyucu tedavinin değeri yalnız tek bir laboratuvar sonucunu düzeltmekten gelmez. Kan basıncı ve aterojenik parçacıklara yaşam boyu maruziyeti azaltmak, damar hasarının birikimini yavaşlatır.

Sonuç: Risk yüzdesi değil, önlenebilir risk önemlidir

Kalp-damar hastalığı riski önceden hesaplanabilir; ancak tek bir sayı geleceği eksiksiz göstermez. SCORE2 gibi doğrulanmış modeller başlangıç noktasıdır. Tansiyonun doğru ölçülmesi, lipid profilinin doğru yorumlanması, ApoB ve Lp(a) gibi seçilmiş belirteçler, metabolik ve böbrek sağlığı ile aile öyküsü tahmini kişiselleştirir.

Kararın belirsiz kaldığı uygun kişide koroner kalsiyum skoru, yalnız risk faktörlerini değil damarda birikmiş kalsifiye plak yükünü gösterebilir. Buna karşılık normal EKG, efor testi veya akıllı saat verisi tek başına damar riskini dışlamaz.

En iyi risk değerlendirmesi en fazla testi yapan değil; doğru kişide doğru veriyi toplayan, gereksiz incelemelerden kaçınan ve sonucu uygulanabilir bir koruma planına dönüştüren değerlendirmedir.

Sık sorulan sorular

Kalp krizi riski kan tahliliyle anlaşılır mı?

Kan tahlilleri riskin önemli bir bölümünü gösterir; ancak tek başına yeterli değildir. Kolesterol, ApoB, Lp(a), glukoz ve böbrek işlevleri; tansiyon, sigara, yaş, aile öyküsü ve gerektiğinde görüntülemeyle birlikte yorumlanır.

Kalp-damar risk skoru yüzde kaç olmalı?

Tek bir ideal yüzde yoktur. Risk kategorileri kullanılan kılavuza ve yaşa göre değişebilir. Ayrıca risk bir sürekliliktir; eşikler klinik karar vermeyi kolaylaştırır, biyolojik olarak keskin sınırlar değildir.

LDL kolesterol düşükse kalp krizi olmaz mı?

Hayır. Düşük LDL önemli bir avantajdır; fakat Lp(a), hipertansiyon, sigara, diyabet, inflamasyon ve mevcut plak gibi başka riskler bulunabilir.

Koroner kalsiyum skoru herkese yapılmalı mı?

Hayır. En çok, belirtisi olmayan ve koruyucu tedavi kararının temel değerlendirmeden sonra hâlâ belirsiz kaldığı seçilmiş kişilerde yararlıdır.

Kalsiyum skoru sıfırsa statin kullanmak gerekmez mi?

Her zaman değil. Sigara, diyabet, güçlü aile öyküsü, ailesel hiperkolesterolemi, çok yüksek LDL veya Lp(a) gibi durumlarda sıfır skor tedaviyi ertelemek için yeterli olmayabilir.

Efor testinin normal olması damarların temiz olduğunu gösterir mi?

Hayır. Efor testi belirli koşullarda egzersizle ortaya çıkan iskemi olasılığını değerlendirir; damar duvarındaki bütün plakları göstermez.

Lp(a) kaç kez ölçülmelidir?

Çoğu erişkinde en az bir kez ölçüm yeterlidir. Sonucu etkileyebilen özel klinik durumlar veya tedavi izlemi dışında sık tekrar genellikle gerekli değildir.

Kalp yaşı gerçek bir yaş mıdır?

Hayır. Kalp yaşı, riski daha anlaşılır anlatmak için kullanılan iletişim aracıdır. Kalbin veya damarların biyolojik yaşını doğrudan ölçmez.

Referanslar

  1. Visseren FLJ, Mach F, Smulders YM, et al. 2021 ESC Guidelines on cardiovascular disease prevention in clinical practice. European Heart Journal. 2021;42(34):3227–3337. doi: 10.1093/eurheartj/ehab484

  2. SCORE2 Working Group and ESC Cardiovascular Risk Collaboration. SCORE2 risk prediction algorithms: new models to estimate 10-year risk of cardiovascular disease in Europe. European Heart Journal. 2021;42(25):2439–2454. doi: 10.1093/eurheartj/ehab309

  3. SCORE2-OP Working Group and ESC Cardiovascular Risk Collaboration. SCORE2-OP risk prediction algorithms: estimating incident cardiovascular event risk in older persons in four geographical risk regions. European Heart Journal. 2021;42(25):2455–2467. doi: 10.1093/eurheartj/ehab312

  4. SCORE2-Diabetes Working Group and ESC Cardiovascular Risk Collaboration. SCORE2-Diabetes: 10-year cardiovascular risk estimation in type 2 diabetes in Europe. European Heart Journal. 2023;44(28):2544–2556. doi: 10.1093/eurheartj/ehad260

  5. Mach F, Koskinas KC, Roeters van Lennep JE, et al. 2025 Focused Update of the 2019 ESC/EAS Guidelines for the management of dyslipidaemias. European Heart Journal. 2025;46:4359–4378. doi: 10.1093/eurheartj/ehaf190

  6. McEvoy JW, McCarthy CP, Bruno RM, et al. 2024 ESC Guidelines for the management of elevated blood pressure and hypertension. European Heart Journal. 2024;45(38):3912–4018. doi: 10.1093/eurheartj/ehae178

  7. Kronenberg F, Mora S, Stroes ESG, et al. Lipoprotein(a) in atherosclerotic cardiovascular disease and aortic stenosis: a European Atherosclerosis Society consensus statement. European Heart Journal. 2022;43(39):3925–3946. doi: 10.1093/eurheartj/ehac361

  8. Soffer DE, Marston NA, Maki KC, et al. Role of apolipoprotein B in the clinical management of cardiovascular risk in adults: an Expert Clinical Consensus from the National Lipid Association. Journal of Clinical Lipidology. 2024;18(5)–e663. doi: 10.1016/j.jacl.2024.08.013

  9. Arnett DK, Blumenthal RS, Albert MA, et al. 2019 ACC/AHA Guideline on the Primary Prevention of Cardiovascular Disease. Circulation. 2019;140(11)–e646. doi: 10.1161/CIR.0000000000000678

  10. Hisamatsu T, Kinuta M. Coronary artery calcium in assessment of atherosclerotic cardiovascular disease risk and its role in primary prevention. Journal of Atherosclerosis and Thrombosis. 2023;30(10):1289–1302. doi: 10.5551/jat.RV22009

  11. Marx N, Federici M, Schütt K, et al. 2023 ESC Guidelines for the management of cardiovascular disease in patients with diabetes. European Heart Journal. 2023;44(39):4043–4140. doi: 10.1093/eurheartj/ehad192

  12. Greenland P, Blaha MJ, Budoff MJ, Erbel R, Watson KE. Coronary calcium score and cardiovascular risk. Journal of the American College of Cardiology. 2018;72(4):434–447. doi: 10.1016/j.jacc.2018.05.027